Aylık arşivler: Eylül 2014

Termo Elektrik Santrallarde Isı Yalıtımı

Termo-elektrik santralarının kendilerine özgü bir kliması vardır. Bu klima, santralar değiştikçe farklılıklar göstermektedir. H. J. Riebe, Doğu Almanya’daki 37 adet santralları  incelemiş ve ölçümler yapmıştır. Riebe, santrallerin ana binasıyla ilgilenmektedir.

Kazan dairesi, kömürlük dairesi ve makine dairesi ana binanın bölümleridir. Termo-elektrik santrallarındaki ısı, artık madde sayıldığından mümkün olduğu kadar çabuk yok edilmesi (dışarı verilmesi) istenir. Buhar valfları ve borularındaki sızmalar sayesinde hava nem oranının yükseldiği sık sık görülür. Çatı tavanından damlayabilecek su, elektrik düzeni için zararlı olacağından sıcak odaların çatısının ısı yalıtımı iyi olmalıdır. Merkez odaları, çok sıcak fabrika karakterindeyse yalıtımdan vazgeçilebilir.

KAZAN DAİRELERİ

Kazan dairesinin iyi bir rüzgâr ve dış hava korunumu olmalıdır. Kazanın arka duvarı aynı zamanda binanın dış duvarını oluştururlar. Kazan dairelerindeki şartlar Riebe tarafından genelde kabul edilenden çok daha kötü olarak belirlenmiştir. Kazan dairesindeki hava sıcaklığı 24-35 oC, rölatif hava nemi % 20 – % 60 arasındadır. 0,26 m2 . K/W lık bir ısı geçirim direnci talep edilir. Bu değer hava neminin % 60 a ulaştığı zamanlar için söz konusudur. Nem % 20 – % 30 arasındaysa kazan dairelerinin çatılarında ısı yalıtımına gerek yoktur. Kazan dairesindeki kuvvetli hava akımları yalıtımsız, çok hafif duvarlar yapılmasını sağlamaktadır. Sadece kaide bölgesinde 0,26 m2 . K/W’lik bir ısı yalıtımı gerekli bulunur. Bunun dışında duvarların oluşturulmasında hafif kaplamalar veya camlamalar yeterlidir.

KÖMÜRLÜK BİNALARI

Kömürlük binalarının duvarları büyük bir oranla makine ve kazan dairelerini çevrelerler. Kömür verme platformu üzerindeki çatı, bina çatısını oluşturur. Hava sıcaklığı 8 oC, nem değeri % 72 olarak verilmiştir. (-10 oC lik bir dış sıcaklıkta) Kömürlük binasında zayıf bir hava hareketi vardır.

Termo-elektrik santraları hem linyit ile çalıştırılıyorsa çatının yalıtım değeri 0,26 m2 . K/W olmalıdır. Briket veya tas kömürü depolanan kömürlük binalarının çatı kaplaması için yalıtımsız ondüle lifli çimento levhalar yeterlidir.

Kömür verme platformlarının ıslanabileceği düşünülerek duvarların masif şekilde  oluşturulmaları gerekir. Mahyalarda ve yan duvarlarda ısı geçirim direnci R = 0.17 m2.K/W olmalıdır.

MAKİNE DAİRELERİ

Makine dairesinde 25 oC lik iç sıcaklık ve % 43 lük rölatif hava nemi mevcuttur. Fakat bu değerler çeşitli santralarda değişmeler göstermekte, 34 oC lik hava sıcaklıklarına, % 76 lık rölatif nem değerlerine rastlanabilmektedir. Bu nedenle emniyetli olması açısından makine dairesinin bulunduğu binanın çatısının ısı yalıtım değeri R = 0.45 m2.K/W olmalıdır.

Mahya duvarları ve ön duvardaki masif bölgeler için Riebe, R = 0,28 m2.K/W lık ısı geçirim direncini gerekli bulmaktadır. Bunlar, santraların inşasında uyulması gereken yegane kurallar değildir. Tecrübelerle düz çatıların dışarı verilen buharların etkisinde kaldıkları görülmüştür. Binalar genellikle komsu soğutma bacalarından dışarı verilen kesif buharlar içinde kalır. 35 oC ye kadar yükselebilen sıcaklıklar çatı üzerinde beklenmeyen ani kar erimelerine neden olabilir. Pratikte sık sık böyle durumlarla karşılaşılabilir. Isı sadece çatı yüzeyinden değil, hafif duvarlardan veya çatı camlamalarından da etkili olabilir veya dışarı verilen sıcak hava karları eritebilir. Genellikle görülen hasarlar sadece suyu dışarı doğru giderilen düz çatılı termo-elektrik santrallara özgüdür. Bu nedenle santral çatılarının suyunun içeri doğru giderilmesi yerindedir. Elektrik uzmanları buna şimdiye kadar karsı çıkmaktaydılar. Uzmanlar, patlayabilecek bir düşey yağmur borusunun elektrik devre ve düzenlerine zarar vermesinden korkmaktadırlar. Fakat bu ayırıcı duvarlar veya özel bölmelerle engellenebilir.

Belki böylece sistem pahalıya mal olacaktır fakat santraların çatılarındaki saçakların donmaları başka türlü engellenemez.

Ahşap polimer kompozitler

Ahşap polimer kompozitler kendisini oluşturan materyallerden daha üstün özelliklere sahip mühendislik ürünü malzemelerdir. Ahşap polimer kompozitlerin üretiminde kullanılan lignoselülozik esaslı materyallerin sağladığı biyolojik olarak bozunabilirlilik ekolojik açıdan bu malzemeye olan ilgiyi her geçen gün arttırmaktadır. Ekolojik olarak çevreye dost malzemelerin pazarda kabul görmesi ve devamlılığının sağlanması her geçen gün daha hayati bir hal almaktadır. Ahşap polimer kompozitlerin bu çalışmaya konu olan dış cephe kaplaması olarak kullanılma potansiyeli malzemenin gösterdiği üstün özellikler nedeniyle oldukça yüksektir. Dış cephe kaplaması olarak kullanılan ahşap polimer kompozitlerin servis ömrü sonunda geri dönüşüm yoluyla tekrar üretime kazandırılması veya doğaya bırakıldığında biyobozunur karakter göstermesi oldukça büyük bir avantajdır. Katı atık oluşumunun bu şekilde azaltılması her geçen gün daha da bilinçlenen son tüketicilere yönelik önemli bir tercih sebebi olacaktır. Bu şekilde çevre üzerindeki baskı azalacak ve aynı zamanda çevreci bir rol üstlenmiş olunacaktır. Ancak bu noktada gerçekten kafa karıştıran bir sorun da yok değildir. Şöyle ki ahşap polimer kompozitlerin içerisindeki biyobozunur karakterde olan lignoselülozik hammaddeler dolayısıyla ekolojik bir ürün olarak nitelendirilebilir. Bunun yanı sıra bünyesinde bulundurduğu biyolojik olarak degredasyonu oldukça güç olan polimer kısmının ekolojik olarak zararı açıktır. Bundan dolayı ekolojik olarak çevreye dost bir ürün tasarlanacaksa, bu problemin öncelikle giderilmesi çok büyük önem arz etmektedir. Bundan sonraki aşamada ahşap polimer kompozitlerin dış cephe kaplamalarını da içine alan uygulamalarında doğada biyolojik olarak bozunabilen polimerler kullanılarak üretimi yoluna gidilmesi daha uygun olacaktır. Ancak bu konuda ülkemizde yapılan çalışmalar oldukça yenidir ve daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir. Bu konuda araştırmacılara ve devlete çok büyük iş düşmektedir. Araştırmacıların bu konu ile alakalı çalışmalara ivme vermesi, devletin ise yakın zamanda ekolojik ürünlerin üretimine ve teknolojisine altyapı sağlayacak teşvik tedbirlerini alması artık zaruri hale gelmiştir.

Buhar geçişi (difüzon)

Bağıl nem miktarı yüksek hacimlerden alçak hacimlere doğru oluşan moleküller transfere buhar geçişi denir. Konuyu bir örnekle açıklayacak olursak, kış aylarında oda sıcaklığının +20°C ve dış ortam sıcaklığının —3°C iken oda ile dış ortamda aynı bağıl nem bulunsa bile sıcaklıkların farklı olmaları neticesinde iç ortamdaki su buharının kısmi basıncı soğuk olan dış ortamdaki su buharının kısmi basıncından daha büyüktür. Neticede, her iki ortamı ayıran duvarın her iki yanındaki su buharının kısmi basınçlarının farklı olması nedeniyle yüksek kısmi basınç tarafından (sıcak taraftan) düşük kısmi basınç tarafına (soğuk tarafa) doğru duvarın gözeneklerinden su buharı molekülleri geçişi meydana gelir. Molekül geçişi her iki ortamdaki kısmi basınçlar eşit oluncaya kadar devam eder.

SU BUHARI  DİFÜZYON AKIŞ YOĞUNLUĞU

Su buharı difüzyon akış yoğunluğu aşağıdaki formül ile hesaplanır. .

i=(p– pd) / 1/Δ

Burada;

1/Δ= yapı elemanının su buharı difüzyon direncidir (m2.h.Pa/kg)

i=Difüzyon akış yoğunluğu (kg/m2.h);

pi=Yapı bileşeninin oda içindeki yüzeyiyle temas halinde olan havanın su buharı (Pa);

pd= Yapı bileşeninin dış yüzeyi ile temas halinde olan havanın su buharı kısmi basıncı (Pa)’dır.

Bu formül herhangi bir yoğuşma suyu oluşmayan bir difüzyon akışı için geçerlidir.

SU BUHARI DİFÜZYON DİRENCİ

Bir yapı malzemesi tabakasının, su buharı difüzyon direnci (1/Δ), 10°C referans sıcaklığında aşağıdaki formül ile hesaplanır.

1/Δ=RB / (T/D).μ.d

Bu formülde; 1/Δ= Su buharı difüzyon direnci (m2.h.Pa/kg)

μ= Su buhar’ difüzyon direnç faktörü

d= Yapı malzemesi tabakasının kalınlığı (m)

RB= Su buharı gaz sabiti (461,52 kJ/kgK)

T= Yapı elemanlarının ortalama sıcaklıkları (K)

D= Su buharının hava içindeki kütle yayılım katsayısı (m2/h)

RB T/D≡1,5×106 mhPa/kg olarak 30°C ile —20°C arası hesaplamalar için sabit kabul edilebilir. Böylece su buhar’ difüzyon direnci tarifi aşağıda sadeleşmiş olur.

1/Δ= 1,5×106.μ.d

Birden fazla yapı malzeme tabakası birbiri arkasına yerleştirildiğinde, yapı bileşeninin su buharı difüzyon direnci, tek tek yapı malzemesi kalınlıkları ve bunların su buharı difüzyon direnci kat sayıları kullanılarak aşağıdaki formül ile hesaplanır.

1/Δ= 1,5×106.(μ1.D12.d2+…..+μn.dn)

μ, Su buhar, difüzyon direnç faktörü, aynı dış şartlarda aynı kalınlık ve sıcaklıktaki hareketsiz hava tabakasına göre, malzemenin direncinin ne kadar büyük olduğunu karakterize eder. Hava, için difüzyon direnç faktörü μ=1 olarak alınmaktadır. Örneğin, μ=5 olarak verilmişse hareketsiz hava tabakasında difüzyon yoluyla yutulan buhar miktarının beşte birinin (1/5) aynı dış şartlardaki malzeme tarafından difüzyon yoluyla yutulduğu anlaşılmaktadır. Nemli malzemelerde “μ” difüzyon direnç faktörü, ihtiva edilen su miktarına bağlı olarak değişir.

Cephenin Yıkılıp Yeniden Yapımı

Cephenin yıkılıp yeniden yapımı günümüzde pek çok cephe tipi için uygulanan en yaygın yenileme stratejisidir. Mevcut cephenin ortadan kaldırılması yenileme kapsamında uygulanabilecek cephe çözümlerine büyük çeşitlilik kazandırmaktadır. Bu nedenle genellikle bina kullanıcı veya sahiplerinin binanın görünümü ve orjinal tasarımından memnun olmadıkları durumlarda kullanılmaktadır.

Cephenin kolayca sökülebilmesine imkan tanıyan giydirme cephe sistemlerinin kullanıldığı binaların yenilenmesinde, yıkım olayı iç mekanda daha az tahribat yaratarak hızlı bir şekilde yapılabildiğinden, daha çok tercih edilmektedir. Bu stratejinin uygulandığı projelerde orjinal cephe genellikle mevcut taşıyıcı strüktüre belirli noktalardan tespit edilen yeni bir giydirme cephe kullanılarak yenilense de, çift kabuk ve yerinde yapım uygulamaları da görülebilmektedir.

Mimari etkisi: Yenileme sırasında tüm cephenin kaldırılması yeni cephenin tasarımında mimarlara neredeyse tam bir özgürlük tanımaktadır. Bu strateji, anıtsal değer sebebiyle birebir yenilemenin gerekli olmadığı durumlarda, binaya tamamen yeni bir görünüş kazandırılmak için kullanılmaktadır Bu konuda binanın getirdiği en önemli kısıtlama mevcut taşıyıcı sistemin durumudur. Taşıyıcı sistemin yük taşıma kapasitesi, taşıyıcı elemanların cephe düzlemiyle olan ilişkisi kullanılabilecek yeni sistemi ve cephe mimarisini etkilemektedir.

Kullanıcı konforu ve fonksiyona olan etkisi: Yeni cephe yapı fiziği açısından güncel ihtiyaçları ve performans kriterlerini karşılayacak duruma kolayca getirilebilir. Cephe tamamen değiştirildiği için en güncel teknik standartları sağlaması mümkün olmaktadır. Aynı zamanda eski sistemde kullanılmış olan zararlı malzemeler yenileme yoluyla binadan uzaklaştırılmaktadır. Bütünleştirilmiş cephe kullanımı sayesinde teknik donanımın yenilenmesi de mümkündür.

Malzeme ve enerji kullanımına etkisi: Diğerleriyle karşılaştırıldığında, bu stratejide orjinal strüktürün önemli bir bölümünün kaldırılması yenileme sırasında daha çok malzeme kullanımına neden olmaktadır. Yeni cephenin yapımında kullanılacak malzeme ve enerji ihtiyacı yeni tasarımın formu ve yapım sistemi ile de ilgilidir. Daha fazla enerji ve malzeme kullanımına karşın bu strateji kullanılarak yenilenmiş cepheler genellikle kullanım dönemi süresince en iyi enerji performansını göstermektedirler. Ayrıca tasarım sürecinde geri dönüştürülmüş ya da geri dönüştürülebilen malzemelerin seçimi ve sökülüp takılabilen yapım sistemlerinin tercih edilmesi sayesinde kullanılacak malzemelerin binanın kullanım ömrü sonundaki performansı planlanabilmektedir.

Ekonomik etkisi: Bu stratejide hem yıkım hem de yeniden yapım maliyetleri göz önüne alınmalıdır. Bina, içinde yıkım çalışmaları yapıldığı için genellikle yenileme süresince kullanılamamaktadır. Bu durum kullanıcıların yenileme süreci boyunca başka bir yere taşınmalarını da gerektirdiğinden ek bir maliyet getirmektedir. Diğer yandan binanın kullanımda olmaması yerinde yapım sürecini kısaltmakta ve iç mekanın yenilenmesi için potansiyel oluşturmakdır. Yeni cephenin yüksek kalite göstereceği düşünülerek işletme maliyetlerini belirgin oranda azaltacağı söylenebilmektedir. Tasarım süresince cephe temizliği ve ileriye dönük adaptasyon olasılıkları göz önünde bulundurulduğunda, cephenin bakım maliyetleri de azaltılabilmektedir.

kaynak : gnyapı

 

Perlit Yalıtım Malzemeleri

Yapılarda kullanılan ısı yalıtım malzemelerinden en önemlilerinden biri de perlittir.

Magmanın arzın soğumuş kabuğunu zorlayarak yeryüzüne çıkısında bir su tabakasından geçişi sırasında bünyesine bir miktar su alarak donmasıyla meydana gelen camsal volkanik kayaçlara perlit denir. Perlit inci tası anlamına gelmektedir. Perlitin hammaddesi olan volkanik kaya değişik gri tonlarda bulunmaktadır. Bu volkanik kayalar kırıldıktan sonra değişik tane boyutlarına ayrılarak sınıflandırılır. Sınıflandırılmış perlit 800 – 1200 oC alev altında bünyesindeki suyu kaybederek patlama sonucu tane hacminin yaklaşık 30 katına kadar büyütülür. Bu hale gelmiş malzeme genleştirilmiş perlit adını alır. Perlit taneleri yaklaşık 0.5 mm çap büyüklüğündedir.

Genleştirilmeden önce takriben 1400 kg/m3 ağırlığında olan perlit, genleştirilerek yoğunluğu 34 – 200 kg/m3 kadar hafifletilir.

Perlitin kimyasal analizi SiO2 %70-75, Al2O3 %12-20 ve az miktarda diğer mineral bileşikleri içeren oksidik özellikli püskürük camsı kayaçlardır.

Genleştirilmiş perlitin ısı iletim katsayısı 0,040-0,056 arasında değişmekte olup perlit sıvası veya perlit betonu olması halinde bu değer 0,130 W/mK e kadar değişmektedir. İnşaat, ziraat, döküm, filtre gibi birçok alanlarda -250 ile 900 oC sıcaklıklar arasında kullanılan perlit inorganik bir malzeme olup yüksek sıcaklıklarda bozulmaz ve yanmaz bir malzemedir. Genleştirilmiş perlit çimento, kireç, bitüm, plastik maddeler, kül ve alçı gibi bağlayıcı maddelerle karıştırılıp su eklenerek çeşitli amaçlarla kullanılır. Blok ve pano haline getirilip bölme duvar olarak ve dökme veya şilte halinde çatı yalıtımında kullanılır.

1970 yıllarında 1.115.000 ton olan dünya perlit sarfiyatı 2000 yılında 4.000.000 ton civarında olmuş gün geçtikçe perlit kullanımı daha da artmıştır. Dünya perlit rezervinin %75-80 ine sahip ülkemizde bugüne kadar gerekli ve yeterli değerlendirme yapılamamıştır. Bugünden sonra da yapılması mümkün olmayacaktır. Zira bugün alev enerjisini temin eden ham petrol ve doğal gaz kaynakları sınırlı olup oldukça pahalıdır.

kaynak : http://gnyapi.blogspot.com.tr/2014/09/perlit-yaltm-malzemeleri.html

kaynak : gnyapı

Dış Mantolama Nedir

Binalarda ısı yalıtımı için içten, dıştan ve sandviç duvar olmak üzere 3 farklı yöntem uygulanır. Isı köprülerinin oluşumunu önlemek ve yalıtımın sürekliliğini sağlamak için yapılan en iyi uygulama mantolama uygulamasıdır. Dış cephe mantolama uygulaması yapı fiziği açısından en uygun olan ısı yalıtım sistemidir.

Mantolama mevsim şatlarına göre ısı kayıp ve kazançlarını engellemek için bina dış kabuğunun ısı yalıtım malzemeleri ile kaplanmasıdır. Teknik olarak ise ısı köprüsü oluşturmadan gerekli ısı iletim katsayısına ulaşmak için bina dış yüzeyine yapılan ısı izolasyonudur.

MANTOLAMANIN AVANTAJLARI

Bina dış yüzeyindeki her türlü kiriş, kolon, hatıl vb.. betonarme yapı elemanlarını tamamen yalıtarak ısı köprülerinin oluşmasını engeller.
Binayı dışarıdan bir manto gibi sararak ana malzemede sıcaklık farkları sebebi ile oluşabilecek çatlakları ve hasarları önler.Dış duvarlarda oluşan yaz kış sıcaklık farkları 5 oC kadar çıkabilmektedir.
Bina dış duvarları dış ortamın tüm etkilerinden korunur.
Yoğuşma riski en aza indirilir.
Hem ısı hem de su yalıtımı sağlar
Tekniğe uygun yapılmış bir mantolama uygulaması %50 ye varan ısı tasarrufu sağlar.
Mantolama yapılmış binalarda ısı dengeli bir şekilde dağıldığı için yoğuşma ve hava akımı olmaz, bu sayede konforlu bir yaşam alanı elde edilmiş olur.
Yakıt tüketimini azalttığı için çevrenin korunmasına katkı sağlar.
Binanın dış duvarlarında beton içindeki donatıları korozyona karşı koruyarak bina ömrünü uzatır.

MANTOLAMA NERELERE YAPILIR

Binaların dış duvarlarına, çatılarına, toprak temaslı mahallere, katları ayıran döşemelere, depo garaj gibi ısıtılmayan bölümlere bakan kısımlara ve soğuk hava depolarına mantolama uygulaması yapılabilir.

MANTOLAMA NE KADAR SÜREDE YAPILIR

Mantolama uygulaması orta büyüklükteki bir bina için ortalama 1-4 hafta arasında sürmektedir. Hava koşulları, binanın büyüklüğü, uygulamada çalışacak personel sayısı bu süreyi olumlu ya da olumsuz etkileyebilmektedir.

MANTOLAMA SİSTEMLERİ NASIL KORUNUR

Eski binalarda mantolama tatbikatları öncesinde klimaların, antenlerin, tabelaların, çamaşır demirlerinin tümünün sökülmesi gerekmektedir. Sistemin ana prensibi hiçbir aralık kalmadan cephenin tamamının ısı yalıtım levhaları ile kapanması olduğu için söz konusu unsurların mantolama sonrası cepheye monte edilmemesi çok daha sağlıklı bir karar olacaktır. Yine eski binalarda daire doğramalarının değiştirilmesi düşünülüyorsa mantolama öncesi bu değişikliğinde yapılması da sistemin zarar görmemesi adına önemli katkı sağlayacaktır. Bazı binalarda zemin katlar araç otoparkına cephelidir. Bu tip durumlarda cephe duvarının önüne çiçeklik, çit veya araçlar için lastik bar demirlerinin konması istenmeyen kaza risklerini ortadan kaldıracaktır. Bina yönetimlerinin mantolama sonrası kat malikleriyle beraber ortak karar alarak ilerleyen dönemlerde de dış cephe ısı yalıtım sistemlerine özel yönetim tedbirleri alınması herkesin ortak çıkarına olacaktır. Tüm bu tedbirlere rağmen onarım isteyen bir durum söz konusu olduğunda binanızın uygulamalarını yapan firmayla görüşüp yardım talep etmeniz doğru bir seçim olacaktır. Yapınızın ömrü ve sizin yaşam alanınızın sağlığı açısından günümüz yapı sektörünün en geçerli çözümü olan dış mantolamanın avantajlarından sonuna kadar faydalanmanız yine sizin elinizdedir.

kaynak : https://www.gnyapi.com.tr/mantolama

kaynak : gnyapı

Pencere ve Camlı Dış Kapılarda Yalıtım Uygulamaları

Isı kaybı bakımından en yüksek değere sahip yapı elemanlarıdır. Pencerelerin olabildiğince küçük yapılması enerji tasarrufunun ilk adımıdır. Kış aylarında birim alandan en çok ısı kaybı pencerelerden olmakla birlikte güneşli günlerde bir ısı kazancı da söz konusu olabilmektedir. Çift cam uygulamasıyla pencerelerden kaçan ısı en aza indirilebilmektedir.

Çift cam özel bir şekilde imal edilmekte, iki cam arasına 6, 9, 12 mm’lik boşluk (kuru hava) bırakılarak birleştirilmektedir. Ahşap ve plastik çerçevelerin metal çerçevelere göre ısı iletimi bakımından daha uygun olduğu bilinmektedir. Pencerelerin açılan kısımlarından hava sızıntısı (enfiltrasyon) yoluyla olan ısı kaybının azaltılması için fitil ve conta tipi uygulamalar yapılmaktadır.

Pencerelerin akşam saatlerinde yalıtımlı bir panjurla kapatılması da ısı kayıplarını büyük ölçüde azaltacaktır. Kapılar, hava sızıntısı ya da hava değişimi yoluyla büyük miktarda ısı kayıplarının olduğu yerdir. Kapılardan olan ısı kaybı kapıların açılan kısımlarının yalıtımıyla ve kapıların açık kalma süresi ile ilgilidir. Sızıntı ile olan ısı kaybının azaltılabilmesi için ahşap çerçevelerde fitil uygulamaları önerilmektedir. Plastik doğramalı camlarda ise sızdırmazlık sağlayıcı contalar değiştirilmeye gerek duyulmadan uzun süre kullanılabilmektedir. Metal kapılarda ise esnek silikon lastiklerle sızıntı ile ısı kaybı azaltılabilir. Ayrıca dış kapı yalıtımı için, kapı altlarına yerleştirilebilecek fırçalar ve keçeler ile kapı altından olan ısı kaybı azaltılabilir.

Uygun yer olması durumunda ikinci bir hol bırakılarak, iç kısma açılan ikinci bir kapı (rüzgarlık) ile soğuk havanın içeri girmesi engellenebilir. Dış kapılara kendiliğinden kapanan mekanizmalar yerleştirilmesi veya döner kapı sistemi yapılması, kapının açık kalmasını önlemek açısından yararlı olmaktadır. Bu uygulama hava değişimi ile ısı kaybını azaltmada yararlı olmaktadır. Kapının üstüne aşağı sıcak hava üfleyen bir ısıtıcı yerleştirilerek kapıda bir hava siperi oluşturulabilir.

kaynak : gnyapı

Rüzgâr ve yağıslar

Çatı yüzeyinin rüzgâr, yağmur ve kardan etkilenmesi, konumu ve yapısına bağlıdır.
Burada da düz çatılar özel bir durum oluştururlar.

Rüzgârdan etkilenme, rüzgârın basınç ve emme güçlerinin toplanıp etkinleştiği yerlerde
özellikle tehlikeli boyutlara ulaşabilir. Bu özellikle, çatı kenarında ve çatı saçaklarında
söz konusudur, cephe havasının basıncıyla takviyelenir. Özellikle çatı kenarından taşan asılı oluklar ve saçak örtüleri iyi raptedilmiş olmalıdır. Eğer rüzgâr bunları yerlerinden sökebilirse daha başka ağır hasarlara da neden olabilir. Çatı eğimi azaldıkça çatı üzerindeki su daha büyük tehlike arzeder. Hızla akan su, çatı örtüsünün sızdırıcı yerlerinden içeri giremez, çünkü ivme kuvvetleriyle aşağı doğru çekilmektedir. Düz çatılarda su daha yavaş akar ve sonunda kaplamanın kat yerleri arasında birikir.

Bu halde suyun yayılma kuvvetleri ve alt yüzeyin kapilar güçleri birbirlerini takviye ederler. Çatı eğimi azaldıkça çatı örtüsünün kalitesinin arttırılması gerekir. Düz çatı için % 5 – 10 luk bir eğim normaldir. Fakat burada basit bir çatı kaplaması yetersizdir. İyi bir yalıtım gereklidir. Tamamen eğimsiz çatılardaki suyun etkisi, azami ölçüde tehlikelidir.Biriken su hazır çatı için olduğu kadar, inşaat sırasında çatıyı kaplayan kişi için de, sorun teşkil eder. Suyun atılması da eğimin azalmasıyla bir sorun haline gelir.

kaynak : gnyapı

Gazbeton Donatısız Yapı Malzemeleri

Gazbeton donatısız yapı malzemeleri,

– Her türlü taşıyıcı yapı sistemlerinde, dış ve iç duvar dolgu malzemesi olarak,

– Yığma kagir yapı sistemlerinde taşıyıcı dış ve iç duvar yapımında,

– Betonarme dişli döşemelerde asmolen dolgu malzemesi olarak,

– Isı yalıtımı yetersiz döşeme ve duvarlarda ısı yalıtımını sağlamak üzere yalıtım plağı olarak,

– Duvarlar içinde betonarme yatay/düşey hatıl oluşumunda ahşap kalıp yerine U blok olarak kullanılan hafif yapı malzemeleridir.

kaynak : gnyapı

Hidrofoblastırıcı (su itici) maddeler

Hidrofoblaştırma, su tutmaz hale getirmek demektir. Cepheleri su itici hale getirmek çesitli yollardan yapılabilir.

Sıva harcı içine organik esaslı su itici katkı maddeleri katılabilir. Bunlar şişerek harcın içindeki gözenekleri tıkar ve böylece su geçirmezlik sağlarlar.

Harç artık su ememez fakat buhar geçirgenliği de düşmüştür. Böyle maddeler demek ki dış korunum tabakasının buhar geçirgenlik özelliğini tehlikeye sokmaktadır.

Metal stearatlar (Alüminyum, çinko, magnezium ve kalsiyum stearatları) silikon tozları ve polihidroksan yağ eriyikleri de su itici katkı maddelerdendir. Bunların etki sekli başka türlüdür. Suya karsı yüksek bir yüzey gerilimine sahiptirler: Böylece su, su itici özelliği olan bir malzemeye giremez ve yayılamaz. Malzemede açık kapilar ağızları ve gözenekler olsa da (belli büyüklük sınırları içinde) bu etki değişmez. Suya karsı yüzey gerilimi böyle yüksek olan maddeler içinde silikon reçineleri ve metal sabunları ön plânda gelirler. Bunlar çeşitli metallerin, yağ asitleri, doymamış yağ asitleri ve yağ asidi karışımlarıyla bileşimlerinden oluşan malzemelerdir.

Toz halindeki metal sabunları, ıslatma maddesi ile birlikte su içinde iyi dağılan macunlar oluştururlar. Küçük miktarlarda kullanılmaları bile harcın gözenek ve kapilarlarını su geçirimsiz hale getirmeye yeter.

Sıcak kürden geçirilmiş prefabrik duvar elemanları üzerine uygulanacak sıvalara bitüm eriyikleri katılması uygun değildir.

0,3 lük bir kütle yüzdesinde bir dozda bile sıvayı hidrofoblaştıran kalsiyum stearatı oldukça avantajlı olarak bilinir. Yağmur bölgelerinde katkı oranı 0,5 e yükseltilmelidir (Bu ilave, karıştırma süresinin % 100 oranında artmasını gerektirir).

Hidrofoblaştırıcı maddeler, değerli ve yararlı olmalarına rağmen sıva için tamamen islâh edici etkileri yoktur ve yalıtıcı duvar gövdesi ile sıva tabakası arasındaki daha önce sözü edilen tezatları yok edemezler. Hidrofob fakat çatlakları olan bir sıva su geçirir.

Hidrofoblaştırıcı malzemeler doğal olarak en üst sıva tabakasına ilave edilmelidir. Eğer alt sıvaya ilave edilirlerse alt sıva üst sıvadan su ememez, alt ve üst sıva arasında yeterli aderans oluşamaz.

Hidrofoblaştırılmış bir sıva cephesi, akan cephe suyuna karsı seramik cephelerdeki gibi etkisiz kalır. Bu nedenle yapının alt katlarında normalin üstünde bir su filmi oluşur. Böylece akan suyun yıkayıcı ve sürükleyici etkisi de büyür.

Dış sıvaya katkı maddelerin ilâvesi yararlıdır fakat gözde büyütülmemelidir. Kötü hazırlanmış, yapı fiziksel açıdan elverişsiz uygulanmış bir sıva, böyle ilavelerle kesinlikle iyileştirilemez. Bu ilaveler yapıldı diye, iyi bir sıva hazırlarken uyulması gereken kurallara dikkat etmemek diye bir şey de söz konusu olamaz.

kaynak : gnyapı