Aylık arşivler: Aralık 2014

Polimer Yalıtım Malzemeleri

Günümüzde en sık kullanılan ısı yalıtım malzemeleri grubunu polimerler oluşturmaktadır. Yalıtım sektöründe genel olarak polistren ve poliüretan ana başlıkları altında ele alınırlar. Isı yalıtımında kullanılan polistrenler EPS (Ekspande Polistren) ve XPS (Ekstrüde Polistren) olarak ikiye ayrılır. Her ne kadar ısı yalıtımında çok farklılıklar içermeseler de bu iki madde üretim süreçleri açısından birbirinden farklıdır. Poliüretan yapısındaki hücrelerin %90-95’inin kapalı olması nedeniyle dünyada bilinen en iyi yalıtkan malzemedir.

XPS (EKSTRÜDE PPOLİSTREN) ISI YALITIM LEVHALARI

Polistiren hammaddesinden ekstrüzyon (Sıvı veya hamur halindeki bir maddeyi ince bir delikten uygun bir ortama iterek şekil verme işlemi) yolu ile üretilmektedir. XPS farklı fiziksel özelliklerde ve geometrilerde üretilebilmektedir. Yalıtım plaklarının dişli veya geçmeli formları sayesinde ısı yalıtım özelliği iyileşmektedir.

Isı iletkenlik değeri 0,035 W/mK dır. Kullanım sıcaklığı ise -50+75°C aralığındadır. Uzun sürede hacimce %I ‘e kadar su emebilmektedir ancak kapiler su emiciliği yoktur. Petrol türevi bir ürün olan XPS oldukça yancıdır. Yanma sırasında zehirli gazlar ortaya çıkmaktadır. XPS’in üretim süre-cinde içine katılan gazların (HFCL) ozon tabakasına olan olumsuz etkisi ve bu gazların zamana bağlı olarak malzemeyi yavaş yavaş terketmesi nedeniyle ürün ekolojiye zararlı olarak değerlendirilmektedir. Birçok gelişmiş toplumda kullanımı ya yasak ya da sınırlıdır. XPS’in yapısı bal peteği şeklinde kapalı hücrelerden oluşmaktadır. Üretim teknolojisi itibariyle 23 kg/m3 yoğunluğun al-tına düşmemesi nedeniyle yakın rakibi olan EPS’ye göre ısı iletim katsayısı açısından daha güvenilir olarak tanımlanmaktadır. Bunun nedeni EPS’nin 8 kg/m3 yoğunluğa kadar üretilebiliyor olmasıdır.

Ancak aynı yoğunluktaki EPS ve XPS arasında ısı iletimi açısından anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Polimerlerin direk güneş ışığından ya da sıcaklıktan korunmaları gerekmektedir. 85°C’nin üzerinde ısıya bağlı kalıcı şekil değişiklikleri gösterdikleri bilinmektedir. Bu nedenle ısı kaynağı ile malzeme arasında bir başka koruyucu tabakaya ihtiyaç duyulur.

EPS (EKSPANDE POLİSTREN) ISI YALITIM LEVHALARI

EPS polistirenin, su buharı ve pentan gazı ile işlenmesi sonucunda elde edilen malzemenin adıdır. Polistren taneciklerinin şişirilmesi ve birbirine kaynaşması ile elde edilen EPS ürünlerde, taneciklerin şişirilmesi ve köpük elde edilmesi için kullanılan şişirici gaz Pentan’dır. Organik bir bileşen olan pentan, tanecikler içinde çok sayıda küçük gözeneklerin oluşmasını sağladıktan sonra, üretim sırasında ve üretimi takiben çok kısa sürede hava ile yer değiştirir. Açığa çıkan pentan gazı atmosferde zaten bulunan CO2 ve su buhanna-H20’ya dönüşür. Pentanın açığa çıkmasıyla, malzemenin bünyesinde bulunan çok sayıdaki (yoğunluğa bağlı olarak 1 m3 EPS’ de 3-6 milyar) küçük kapalı gözenekli hücreler içinde durgun hava hapsolur. Malzemenin %98’i hareketsiz hava, %2’si ise polistrendir. EPS ısı yalıtım ürünü olduğu kadar ambalaj sanayisinde de kendine yer bulmuştur. Ancak yoğunluğu 16 kg/m3’ün altında olan EPS yalıtım malzemesi olarak tanımlanamaz ve şartnameler gereği yalıtım amacıyla kullanımı mümkün değildir. EPS’in ısı iletkenlik değeri X < 0,040 W/mK’dir ve kullanım sıcaklığı -50/+75°C aralığındadır. Güneşin mor ötesi ışınlara ve bazı asit türlerine karşı dayanıksızdır.

EPS’in ısı iletim katsayı grafit katkısı eklenmesiyle düşürülerek XPS seviyesine indirilebilmektedir. 15 kg/m3 yoğunluğa sahip bir grafit reflektörlü EPS, 30 kg/m3 yoğunluğundaki bir EPS ‘nin ısıl iletkenlik değerine sahiptir. Bu sayede yaklaşık %20 daha iyi bir ısı yalıtımı sağlanarak daha ince yalıtım levhalarıyla eşdeğer yalıtım performansına ulaşılabilmektedir. EPS düşük miktarda da olsa nefes alabilir yapısı nedeniyle buhar geçişine imkan sağlaması XPS’e göre daha sağlıklı bir yalıtım malzemesi olmasını sağlamaktadır. Ancak karbon emdirilmiş levhaların beyaz renkli levhalara oranla daha çok güneş ısısını depolayacağı düşünülerek ürünlerin özellikle sıcak günlerde açıkta bırakılmadan depolanması gerekmektedir.

POLİÜRETAN

Poliüretan %90-95 kapalı hücre yapısına sahip, ısı iletkenlik katsayısı(X) 0,024 W/mK ile yapı sektöründe kullanılan en iyi ısı iletim katsayısına sahip malzemedir. Poliüretan köpük imalatında kullanılan HC Pentan gazı poliüretanın kapalı hücreleri içerisinde hapsolarak yalıtım özelliğine artı değer kazandırır. Şişirme işleminde kullanılan bu gazın ozon tabakasına herhangi bir zararı da söz konusu değildir. Poliüretan oldukça yoğun formlarda da üretilebilmektedir. Bu yoğunluk 30-40 kg/m3 ile 1200 kg/m3 arasında değişebilmektedir. Yoğunluğun artışı ısı yalıtımı üzerin doğrusal bir etki yapmaktadır. Poliüretan metaller dâhil hemen her yüzeye yapışabilme özellikleriyle özellikle sandviç paneller gibi kompozit ürünlerin üretiminde öne çıkan yalıtım malzemeleridir. Bu aderans kararlılığı -30 ile +80°C arasında hiçbir şekilsel deformasyona uğramadan devam eder.

Poliüretanın yaşlanma sonucu ısıl iletkenliğindeki değişim en çok %15 olmaktadır. Bu da yapı ömrüne eşdeğer bir kullanım süresi olduğu anlamına gelmektedir. Poliüretanın kimyasallardan etkilenmemesi de kullanım yerine göre tercih edilmesini sağlamaktadır. Poliüretan yalıtım malzemeleri döküm veya püskürtme yöntemiyle uygulanmaktadır. Yapı sektöründe kullanılan püskürtme ya da sprey poliüretan uygulamaları ek yeri olmayan dolayısıyla ısı köprüsü oluşmayan yüzey kaplamaları oluşturmaktadır.

Çevreye duyarsız binalarda yaşıyoruz

İZODER Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği Başkanı Ferdi Erdoğan geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun açıkladığı Onuncu Kalkınma Planı’nda yer alan ‘Enerji Verimliliğinin Geliştirilmesi Programı’nı değerlendirdi. Erdoğan bu değerlendirme kapsamında Kalkınma Planı’nın öngördüğü süre içinde 6.5 milyon konutun ısı yalıtımının yapılmasıyla 46 milyar TL tasarruf elde edileceğini; 51 bin kişiye yeni istihdam sağlanacağını ve 125 milyon ton karbon salımının engelleneceğini ifade etti. Ve hatta, “Isı yalıtımıyla sağlanacak tasarruf miktarı, Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşunun yıllık gelirinden daha fazla” açıklamasında bulundu.

Tablo iç açıcı değil 

“Türkiye’de yalıtım sektörünün büyüklüğü nedir?” diye baktığımızda ortaya çıkan tablo çok içi açıcı değil. Yalıtım sektörünün gelişimini gösteren en önemli veri, kişi başı yalıtım malzemesi tüketim miktarları. Yalıtım bilincini Türkiye çapında yaygınlaştırmak amacıyla 1993 yılında kurulan İZODER verilerine göre AB ülkelerinde bu rakam kişi başına 1-1,5 metreküp. Türkiye’de ise bu rakam 0.2 metreküp seviyesinde. AB ülkelerine oranla altı-yedi kat daha gerideyiz. Yani, enerji verimsiz, sağlıksız, yapı güvenliğinden yoksun, konforsuz ve çevreye duyarsız binalarda yaşamaya ve çalışmaya devam ediyoruz.

İZODER verilerine göre, Türkiye’de yalıtım sektöründe yaşanan gelişmeleri şöyle özetleyebiliriz:
2002’de yaklaşık 1 milyar TL ciro yapan yalıtım sektörü, 12 kattan fazla büyüyerek bugün 12 milyar TL’yi aştı.
2011 yılında ısı yalıtımı alanında yaklaşık 11,7 milyon metreküp malzeme kullanıldı ve sektör yüzde 26 büyüdü. 2012 yılı rakamlarına bakıldığında 14 milyon metreküp ısı yalıtım malzemesi satıldı ve yüzde 20’ye yakın bir büyüme sağlandı. Yalıtım sektöründe, 2013 yılında ortalamada yüzde 10 civarında bir büyüme yaşandı ve yaklaşık 16 milyon metreküp ısı yalıtım malzemesi kullanıldı. 2014 yılında ise yaklaşık 18 milyon metreküp ısı yalıtım malzemesi kullanımı olması ve sektörün yüzde 10’un biraz üzerinde büyümesi bekleniyor.
• 1980 yılından itibaren enerji tüketimi iki kat artan Türkiye’nin, 2013 yılı enerji ithalat faturası 56 milyar dolara ulaştı. Bu ithal enerjinin 25 milyar dolardan fazlasını binalarımızda ısıtma-soğutma- aydınlatma amacıyla harcıyoruz. Tüm yasal düzenlemelere rağmen ülkemizdeki konutların yüzde 85’inde maalesef hala ısı yalıtımı yok.
Avrupa ülkelerinde sürdürülebilirliğin olmazsa olmaz koşullarından biri olan binalarda ısı yalıtımı uygulamasının önemi AB uyum süreci ile birlikte ülkemizde de daha iyi anlaşılmaya başlandı. 1 Ocak 2011’de yürürlüğe giren “Binalarda Enerji Performans Yönetmeliği” gereğince; yeni inşa edilen binalar için Enerji Kimlik Belgesi alınması zorunlu oldu. Enerji Kimlik Belgesi; binaların enerji ihtiyacı, enerji tüketim sınıfl andırması, yalıtım özellikleri, ısıtma ve soğutma sistemlerinin verimi ile ilgili bilgileri içeriyor.
Enerji Kimlik Belgesi ile binalar da aynen beyaz eşyalar gibi A’dan G’ye kadar sınıflandırılıyor. En üst sınıfı simgeleyen A grubunda bir eve sahip olmanın ilk şartı ise binanın ısıtma ve soğutma giderlerini yüzde 50’ye kadar düşüren ısı yalıtımına sahip olmasından geçiyor. Belge ile konutların yıllık karbondioksit emisyon salınımları da ölçülüyor.
Türkiye topraklarının yüzde 92’si ve nüfus yoğunluğunun yüzde 95’i deprem kuşağında yer alıyor. Ülke genelindeki 19 milyon konutta halen su yalıtımı yok. 6.5 milyon konut ise deprem açısından riskli bina statüsünde. Bu yüksek riskli kuşakta can ve mal güvenliğini sağlayabilmek için alınması gereken en temel önlemlerin başında ise uzun ömürlü ve depreme dayanıklı binalar inşa etmek geliyor. Bunun için de, yapıların, öncelikle su yalıtımı ile donatılarak korozyona karşı korunması gerekiyor.

kaynak : http://www.dunya.com/cevreye-duyarsiz-binalarda-yasiyoruz-245831h.htm

Havuzlarda Su ve Nem Yalıtımı

Kasım 1981 tarihinde yayınlanan TS 3599 ile su depoları ve yüzme havuzlarının sızdırma yalıtım tasarımı ve yapım kuralları, havuz yalıtımı ile ilgili sektöre yön vermiştir. Bu standartta yer alan sıcak asfalt uygulamalı, okside bitümlü örtülerin üniform üretim kalınlığına sahip oluşları, kullanılan kat adedinin izlenebilir oluşu, havuzların kaçınılmaz sonucu rötre çatlaklarından etkilenmemesi, yüksek tonajda yüklemelere dayanıklı oluşu gibi faktörle, diğer sürme türü likitlere veya kimyasal katkı malzemelerine göre güvenilir üstünlükleri olarak belirlenmiş ve tercih edilir olmuşlardır.
Zaman içinde yapı malzemelerinde meydana gelen gelişmeler, polimer bitümlü, esnek, polyester keçe taşıyıcılı şalümo alevi uygulamalı örtülerin getirdiği pratiklik tercihi pekiştirilmiştir. Havuzlarda genel prensip statik çanak, yalıtım örtüleri ve kaplamayı taşıyan elemanın üçlü sistemi şeklindedir.
Yalıtım üzerine yapışacağı statik çanak yüzeyin ahşap mala perdahlı ve köşelerin 40-45oC pahlı olması gerekir. Sürülen astar kuruduktan sonra iki kattan oluşan, su derinliğine göre belirlenen örtü tipleri şalüma alevi ile uygulanır.  Yalıtımdan sonra tabanda koruma betonu, perdelerde ise derinliğe bağlı olarak tuğla veya ince bir perde teşkil edilir.  Kaplama tabakasını taşıyacak olan bu elemanın gerek vibrasyondan gerek havuzun dolma boşalma esnasında oluşabilecek ayrılma olayına karşı üst noktada yassı bir çerçeve kirişi oluşturması veya ankraj elemanı ile önlem alınması yaralıdır. Ankraj elemanı özellikle havuz dışında su basıncı bulunması ve havuzun herhangi bir nedenle boş durumda tutulması halinde önem kazanmaktadır.
Havuz su savağının yandan veya üstten oluşu prensibi değiştirmez. Ancak bütün su giriş, çıkış, aydınlatma ve seyir pencereleri ankraj elemanları gibi yalıtımı delen geçişlerde flanşlı sistemlerin kullanılması zorunludur. Özetle havuzlarda su yalıtımı genellikle yalıtım örtüleri, geçirimsiz beton ve cam gibi takviyeli kaplamalar ile yapılmaktadır.
Örtülerle Yapılan Havuz Yalıtımı
Haznelerin yatay, düşey, eğri ve eğimli yüzeylerine uygulanır: İçinde taşıyıcılı bir bitüm bazlı yalıtım örtüleri iki veya çok katlı olarak düzenlenerek, katların birbirine ve yüzeye sıcak bitüm ile yapıştırılan yalıtım şeklidir.
Bu yalıtım örtü malzemeleri elastik olup, iyi bir çekme ve mukavemetine sahiptirler. Çeşitli uzama katsayılarına sahip türleri de vardır. Betonarme sistemde olabilecek hareketlerle ilgisi olmadığı için kolaylıkla devre dışı kalmazlar. Hem içten dışa hem de dıştan içe olan su basınçlarına karşı yalıtım özelliği vardır. Uygulamada duvar yalıtımı tamamlandıktan hemen sonra koruyucu tabaka gerekir. Bu tabaka üzerine ayrıca kaplama malzemesi uygulanır.
Geçirimsiz Beton İle Yapılan Havuz Yalıtımı
Su kanallarının yüzlerine uygulanan, uygun granülometri ve gerektiğinde geçirimsizliği sağlayan katkı maddeleri kullanılarak yapılan ve en az 10 cm kalınlığında beton bir tabaka oluşturan su yalıtımı yöntemidir.
Cam Lifi Takviyeli Plastik Kaplama İle Yapılan Havuz Yalıtımı
Haznelerin yatay, eğri, eğimli ve düşey polyesterin cam elyafı ile takviye edilmesi suretiyle yüzeyde bir kaplama tabakası oluşturacak biçimde döşenmesiyle oluşur.
Havuz yalıtımları aşağıdaki temel unsurun çok iyi çözülmesi ve buna göre gerekli önlemlerin alınmasını gerektirir. Kısaca bunlar;
1-Sisteme etki edebilecek, özellikle yatay titreşimler.
2-Sisteme etki edebilecek, düşey ve yatay yükler.
3-Isı genleşmeleri.
4-Betonun geçirimsizliği.
5-İçten dışa/dıştan içe su basıncıdır.

Mantolama yangın testini geçti

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Dr. Robert Murjahn Enstitüsü Bilimsel Araştırma Merkezi (RMI – Türkiye) işbirliğiyle, dış ısı yalıtım sistemlerinin yangın performansını ölçmeyi amaçlayan “Full Scale” yangın testleri ülkemizde ilk kez gerçekleştirildi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürü Selami Merdin, TSE temsilcileri, akademisyenler ve çeşitli sektör temsilcilerinin katılımıyla Kayseri İncesu Organize Sanayi Bölgesinde gerçekleştirilen testlerde ülkemizde yaygın olarak kullanılan dış cephe ısı yalıtım sistemlerinin yangına olan dayanımı Türkiye’de ilk defa “gerçek bina ölçekli bilimsel metotlar” ile test edildi.

NEDEN YAYGIN DAYANIMI, NEDEN GERÇEK ÖLÇEKLİ DEĞİL?

Binalarda kullanılan malzemeler bir yangın esnasında kuşkusuz ki yangının ilerlemesini hızlandırmaktan ziyade, yavaşlatıcı, geciktirici veya engelleyici rol oynamalıdır. Yangının binanın bölümleri arası ilerlemesini geciktirici malzemeler ve uygulama teknikleri mevcut. Ancak uygulanan her teknik veya kullanılan her malzemenin belirli bir ek maliyetinin olmasının yanı sıra, bunlar binanın ömrü, dayanımı veya güvenliği açısından ek sakıncalar doğurabiliyor. Bu sebepten dolayı, binaların yangına karşı güvenliğini teknik olarak “en azami” seviyede kılan uygulamalar yerine, teknik ve ekonomik olarak “en optimum” seviyede kılan uygulamaların tespit edilmesi gerekiyor.

En optimum malzemelerin ve uygulama tekniklerinin tespit edilebilmesi için, yangın testlerinin gerçekçi olması, malzemeleri doğru değerlendirmesi gerekiyor. Ülkemizde yürürlükte olan standartlar bu anlamda yeterli olmamasına karşın, birçok Avrupa ülkesinde yaygın olarak yapılan “gerçek bina ölçekli yangın testleri” sayesinde doğru değerlendirmeler yapılabiliyor ve en optimum malzemeler ve uygulama teknikleri tespit edilebiliyor.

BİR İLK: DEVLET-ÖZEL SEKTÖR İŞBİRLİĞİ İLE YANGIN TESTİ

7 Kasım 2014 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Dr. Robert Murjahn Enstitüsü işbirliği ile yapılan yangın testleri, devlet – özel sektör işbirliği ile yapılmış, doğru malzemeleri ve uygulama tekniklerini bilimsel metotlar ile tespit etmek için yapılmış bir çalışma olması itibarı ile Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyor. Bakanlık, sorumlu olduğu yönetmelik düzenlemelerinde doğru adımlar atabilmek için bilimsel testleri referans almış ve sonuçları doğru değerlendirmek için testlere bizzat iştirak etmiştir. Bu işbirliği, Bakanlığın yaptığı titiz çalışmanın ve bilimsel sonuçlara olan inancının göstergesidir.

Testlerde çeşitli tipte dış cephe ısı yalıtım (mantolama) sistemlerinin yangına tepkisi tespit edilmiştir. Yaklaşık 5 saat süren testleri titizlikle takip eden ve sonrasında açıklama yapan Mesleki Hizmetler Genel Müdürü Selami Merdin, “Biz burada enerji verimli, sürdürülebilir, güvenli bir bina için özellikle dış cephe sistemlerinin güvenilirliğini test etmiş bulunuyoruz. Bu deney sonucunda elde etmiş olduğumuz verilerle de düzenleyeceğimiz kanun, yönetmelik ve mevzuatlarda değerlendirmede bulunacağız.” dedi. Selami Merdin devamında “Farklı kombinasyonlarda uygulanmış dış cephe sistemlerinin yüzey yangın yürümesini gerçekleştirmediğini, yangının yayılmasına katkı vermediğini gözlemlemiş bulunuyoruz.” açıklamasında bulundu.

TÜKETİCİLER SPEKÜLASYONLARA DEĞİL BİLİMSEL SONUÇLARA İTİBAR ETMELİ

Ülkemizde ilk kez bu kadar büyük ölçekte yapılan testlerde her biri 25 m2 ve toplamda 100 m2 büyüklüğündeki dört farklı tip mantolama sistemi Avrupa standartlarına göre yangın testine tabi tutuldu. Test esnasında 5,5 metre yüksekliğindeki test yüzeylerinin sıcaklığı ve cephede alev ilerlemesi olup olmadığı gözlemlendi. İlk testte 5 cm EPS, ikinci testte ise 5 cm taşyünü içeren mantolama sistemleri yaklaşık 30’ar dakika boyunca test edildi. Test sonucunda 5 cm EPS sistem ile 5 cm taşyünü sistem aynı yangına dayanım performansı sergiledi ve testleri geçti. 10 cm EPS ve yangın bariyerli olarak 12 cm EPS içeren diğer mantoma sistemleri de diğerleri ile aynı performansı sergiledi ve testleri geçti.

Dr. Robert Murjahn Enstitüsü Bilimsel Araştırma Merkezi (RMI – Türkiye) Müdürü Güneş İnan, test sonrası yaptığı açıklamada “Mantolama sistemlerin yangın karşısında gösterdiği dayanım, sadece kullanılan ısı yalıtım malzemesine indirgenmemeli. Yaptığımız testler, yangın performansının ağırlıklı olarak cephenin en dış katmanını oluşturan sıva ve güçlendirme amaçlı sıva içine gömülü file tarafından belirlediğini gösteriyor. Bu sonuçlar, tüketicilerin mesnetsiz bilgilere değil bilimsel sonuçlara itibar edilmesinin önemini ortaya koyuyor.” dedi.

DOĞRU MALZEME, DOĞRU UYGULAMA

Güneş İnan devamında “Bu testler bize Türkiye’de son 15 yıldır doğru malzemeler ve doğru uygulama teknikleri ile yapılan milyonlarca metrekarelik mantolama uygulamalarının yangın açısından güvenli olduğunu işaret ediyor. Test sonuçları, EPS içeren mantolama sistemlerinin yükseklik sınırı veya bina tipi kısıtlaması olmadan tüm binalarda güvenle kullanılabileceğini gösterdi. Ülkemizde son yıllarda uygulama standartları ve mesleki yeterliliklerin belgelendirilmesi konusunda çok önemli adımlar atıldı, ancak bunların yaygınlaştırması için hem devletimizin hem de özel sektörün üzerine düşen görevler var. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun açıkladığı Yeni İş Güvenliği Paketi’nde Mesleki Yeterlilik Kurumu aracılığıyla yapılan mesleki belgelendirmeye verdiği destek son derece anlamlı. Mantolama uygulamalarının belgelendirilmiş uygulamacılar tarafından yapılması, hem uygulama kalitesini hem de uygulama esnasında iş güvenliği kurallarına uyulması yönünde kişisel bilinci artırıyor. Bu bağlamda, doğru malzemelerin belgelendirilmiş uygulamacılar tarafından uygulanması konusunda ısrarcı olmalıyız. Doğru uygulamalara olan güvenin de, doğru olmayan uygulamalar veya bilimsel dayanağı olmayan bilgiler dolayısı ile erozyona uğramasına izin vermemeliyiz.” dedi.

ÖRNEĞİ İNGİLTERE

Büyük çaplı “full scale” testlere duyulan ihtiyaç konusunda sorulan soruya Güneş İnan “Ülkemizde ve Avrupa’daki standartlar, mantolama sistemlerinin gerçek yangın dayanımını tespit etmek için yeteri değil. İngiltere, Almanya, Avusturya gibi birçok ülkede bu tür büyük ölçekli testler uzun yıllardan beri yapılıyor. Ülkemizdeki mantolama sistemlerinin de bu testlerden geçmesi ve Bakanlığın hazırladığı yönetmelikler vasıtasıyla, özellikle yangın riski yüksek olan binalarda bu testlerde başarılı olmuş sistemlerinin kullanımına izin verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. İngiltere’deki yönetmelikler 18 metreden yüksek binalarda sadece bu tür testlerden geçmiş cephe sistemlerinin kullanılmasına izin veriliyor. Bilimsel yöntemlere ve testlere dayalı benzer düzenlemeler ülkemizde de olmalı.” dedi.

ALANIMIZDA TAKİP EDİLEN OLMAK İSTİYORUZ

Türkiye mantolama pazarı son 10 yıl içerisinde hızlı bir büyüme sonucu Avrupa’nın en büyük mantolama pazarı haline gelmiş durumda. Avrupa Isı Yalıtım Sistemleri Derneği EAE’ye göre Türkiye’de 2013 yılında 63 milyon m2 mantolama uygulaması yapılmış olmasına karşın, en yakın takipçileri arasında yer alan Polonya’da 40 milyon m2, Almanya’da ise 36 milyon m2 mantolama uygulaması yapıldı. Konuya ilişkin açıklama yapan Güneş İnan, “Mantolama pazarının ulaştığı büyüklük, ülkemizde enerji verimliliğine verilen önemin göstergesi. Bu son derece memnuniyet verici. Ulaştığı pazar büyüklüğü dolayısı ile ülkemiz Avrupa ve Ortadoğu ülkeleri tarafından örnek gösterilir konuma geldi. Bu da son derece memnuniyet verici. Biz ancak bununla yetinmek istemiyoruz. Ülkemizin pazar büyüklüğü olarak elde ettiği liderliği, teknik alanlarda elde edeceğimiz liderlikler ile sürdürülebilir kılmak istiyoruz. Biz her alanda takip eden değil, takip edilen olmak istiyoruz. Kanun ve yönetmelikler de buna dahil.” dedi.

Ülkemizin 2023 yılı Enerji Verimliliği hedeflerine ulaşabilmek için önemli bir yere sahip olan dış cephe ısı yalıtım sistemleri son kullanıcılara ekonomik kazancın ötesinde birçok fayda sağlıyor.

Yangın testini başarıyla geçen dış cephe ısı yalıtım sistemleri ayrıca sağladığı fayda ve avantajlar konusunda da ön plana çıkıyor.

Dış cephe ısı yalıtım sistemlerinin fayda ve avantajları;

– Isı yalıtımı binadan dışarıya ısı kaybını azaltıyor, enerji tasarrufu sağlıyor.

– Ortalama % 50 yakıt tasarrufu sağlıyor ve kendini 2 ila 5 yılda amorti ediyor.

– Sadece kış aylarında yakıt giderlerini değil, yazın da soğutma giderlerini azaltıyor.

– Mekânlarda ısının dengeli dağılımını sağlıyor.

– Konut içindeki dengeli ısı dağılımı sayesinde, yaşanan mekânlarda rutubetsiz, sağlıklı ve konforlu yaşam ortamı oluşmasını sağlıyor.

– İç yüzeylerde terleme sonucu küflenme, siyah leke oluşması ile sıva ya da boyaların kabarmasını engelliyor.

– Yapının dayanıklılığını sağlayarak ömrünü uzatıyor.

– Binanın onarım masraflarını azaltıyor.

– Binanın dış cephesini güzelleştiriyor.

– Atmosfere giden karbondioksit miktarını azaltarak, hava kirliliğinin azalmasına ve çevrenin korunmasına katkıda bulunuyor.

kaynak : http://www.ajanshaber.com/mantolama-yangin-testini-gecti-haberi/141510

Mantolama devlet desteği

Sürekli artan enerji faturaları ısıtma ve soğutma için ayrılan bütçeleri de arttırmaktadır. lkemizde tüketilen toplam enerjinin 1/3 kadar oranının konutlar için sarf edildiği düşünüldüğünde ısı yalıtımı artık bir ihtiyaç durumuna gelmiş bulunmaktadır.

Çevre kirliliğini azaltma ve enerji verimliliğinin sağlanması amacıyla hazırlıkları tamamlanan plana göre 2015 yılında, başta bina ısı yalıtımı olmak üzere yalıtım malzemeleri için taksit kolaylığı sağlanacak. Mantolamaya devlet teşviği kapsamında mantolama uygulaması yapılmış binalara ise vergi ve harç alınmayacak. Yakın gelecekte Çevre ve Şehircilik Bakanlığının düşük faizli yalıtım kredilerinin Bakanlık katkısı ile teşvik edileceği de sıkça konuşulmaya başlanmıştır.

2017 yılında kadar binaların alınması zorunlu olan Enerji Kimlik Belgesi ile de binalar, yalıtım durumuna göre A,B,C,D,E,F,G şeklinde enerji sınıflarına ayrılacak ve A,B,C sınıfına giren devlete, doğaya ve çevreye katkı sağlayan binaların enerji birim fiyatları düşük tutulacak.

Konutların yalıtımının teşvike edilmesinin yanı sıra daha az enerji tüketen beyaz eşyaların ÖTV oranlarının düşürüleceği, çevrenin korunması amacıyla karbondioksit salınımı düşük olan araçlara da vergi kolaylıkları getirileceği bilinmektedir.

Türkiye’de 8.5 milyonun üzerinde ruhsatlı bina, 18 milyonun üzerinde ruhsatlı konut bulunmaktadır. Bu bina stoğunun % 5,6’sı, konut stoğunun ise sadece % 10’u standartlara uygun olarak yalıtılmış durumdadır. Yalıtımsız tüm binalara yalıtım yapılması durumunda ise ülkemizde yılda tahminen 10 milyar TL tasarruf sağlanabilecektir.

Bu durumda yalıtım, Türkiye ekonomisi ve konut sakinleri için büyük önem arz etmektedir.

kaynak : gnyapı