Kategori arşivi: Genel

Mantolama yangın testini geçti

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Dr. Robert Murjahn Enstitüsü Bilimsel Araştırma Merkezi (RMI – Türkiye) işbirliğiyle, dış ısı yalıtım sistemlerinin yangın performansını ölçmeyi amaçlayan “Full Scale” yangın testleri ülkemizde ilk kez gerçekleştirildi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürü Selami Merdin, TSE temsilcileri, akademisyenler ve çeşitli sektör temsilcilerinin katılımıyla Kayseri İncesu Organize Sanayi Bölgesinde gerçekleştirilen testlerde ülkemizde yaygın olarak kullanılan dış cephe ısı yalıtım sistemlerinin yangına olan dayanımı Türkiye’de ilk defa “gerçek bina ölçekli bilimsel metotlar” ile test edildi.

NEDEN YAYGIN DAYANIMI, NEDEN GERÇEK ÖLÇEKLİ DEĞİL?

Binalarda kullanılan malzemeler bir yangın esnasında kuşkusuz ki yangının ilerlemesini hızlandırmaktan ziyade, yavaşlatıcı, geciktirici veya engelleyici rol oynamalıdır. Yangının binanın bölümleri arası ilerlemesini geciktirici malzemeler ve uygulama teknikleri mevcut. Ancak uygulanan her teknik veya kullanılan her malzemenin belirli bir ek maliyetinin olmasının yanı sıra, bunlar binanın ömrü, dayanımı veya güvenliği açısından ek sakıncalar doğurabiliyor. Bu sebepten dolayı, binaların yangına karşı güvenliğini teknik olarak “en azami” seviyede kılan uygulamalar yerine, teknik ve ekonomik olarak “en optimum” seviyede kılan uygulamaların tespit edilmesi gerekiyor.

En optimum malzemelerin ve uygulama tekniklerinin tespit edilebilmesi için, yangın testlerinin gerçekçi olması, malzemeleri doğru değerlendirmesi gerekiyor. Ülkemizde yürürlükte olan standartlar bu anlamda yeterli olmamasına karşın, birçok Avrupa ülkesinde yaygın olarak yapılan “gerçek bina ölçekli yangın testleri” sayesinde doğru değerlendirmeler yapılabiliyor ve en optimum malzemeler ve uygulama teknikleri tespit edilebiliyor.

BİR İLK: DEVLET-ÖZEL SEKTÖR İŞBİRLİĞİ İLE YANGIN TESTİ

7 Kasım 2014 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Dr. Robert Murjahn Enstitüsü işbirliği ile yapılan yangın testleri, devlet – özel sektör işbirliği ile yapılmış, doğru malzemeleri ve uygulama tekniklerini bilimsel metotlar ile tespit etmek için yapılmış bir çalışma olması itibarı ile Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyor. Bakanlık, sorumlu olduğu yönetmelik düzenlemelerinde doğru adımlar atabilmek için bilimsel testleri referans almış ve sonuçları doğru değerlendirmek için testlere bizzat iştirak etmiştir. Bu işbirliği, Bakanlığın yaptığı titiz çalışmanın ve bilimsel sonuçlara olan inancının göstergesidir.

Testlerde çeşitli tipte dış cephe ısı yalıtım (mantolama) sistemlerinin yangına tepkisi tespit edilmiştir. Yaklaşık 5 saat süren testleri titizlikle takip eden ve sonrasında açıklama yapan Mesleki Hizmetler Genel Müdürü Selami Merdin, “Biz burada enerji verimli, sürdürülebilir, güvenli bir bina için özellikle dış cephe sistemlerinin güvenilirliğini test etmiş bulunuyoruz. Bu deney sonucunda elde etmiş olduğumuz verilerle de düzenleyeceğimiz kanun, yönetmelik ve mevzuatlarda değerlendirmede bulunacağız.” dedi. Selami Merdin devamında “Farklı kombinasyonlarda uygulanmış dış cephe sistemlerinin yüzey yangın yürümesini gerçekleştirmediğini, yangının yayılmasına katkı vermediğini gözlemlemiş bulunuyoruz.” açıklamasında bulundu.

TÜKETİCİLER SPEKÜLASYONLARA DEĞİL BİLİMSEL SONUÇLARA İTİBAR ETMELİ

Ülkemizde ilk kez bu kadar büyük ölçekte yapılan testlerde her biri 25 m2 ve toplamda 100 m2 büyüklüğündeki dört farklı tip mantolama sistemi Avrupa standartlarına göre yangın testine tabi tutuldu. Test esnasında 5,5 metre yüksekliğindeki test yüzeylerinin sıcaklığı ve cephede alev ilerlemesi olup olmadığı gözlemlendi. İlk testte 5 cm EPS, ikinci testte ise 5 cm taşyünü içeren mantolama sistemleri yaklaşık 30’ar dakika boyunca test edildi. Test sonucunda 5 cm EPS sistem ile 5 cm taşyünü sistem aynı yangına dayanım performansı sergiledi ve testleri geçti. 10 cm EPS ve yangın bariyerli olarak 12 cm EPS içeren diğer mantoma sistemleri de diğerleri ile aynı performansı sergiledi ve testleri geçti.

Dr. Robert Murjahn Enstitüsü Bilimsel Araştırma Merkezi (RMI – Türkiye) Müdürü Güneş İnan, test sonrası yaptığı açıklamada “Mantolama sistemlerin yangın karşısında gösterdiği dayanım, sadece kullanılan ısı yalıtım malzemesine indirgenmemeli. Yaptığımız testler, yangın performansının ağırlıklı olarak cephenin en dış katmanını oluşturan sıva ve güçlendirme amaçlı sıva içine gömülü file tarafından belirlediğini gösteriyor. Bu sonuçlar, tüketicilerin mesnetsiz bilgilere değil bilimsel sonuçlara itibar edilmesinin önemini ortaya koyuyor.” dedi.

DOĞRU MALZEME, DOĞRU UYGULAMA

Güneş İnan devamında “Bu testler bize Türkiye’de son 15 yıldır doğru malzemeler ve doğru uygulama teknikleri ile yapılan milyonlarca metrekarelik mantolama uygulamalarının yangın açısından güvenli olduğunu işaret ediyor. Test sonuçları, EPS içeren mantolama sistemlerinin yükseklik sınırı veya bina tipi kısıtlaması olmadan tüm binalarda güvenle kullanılabileceğini gösterdi. Ülkemizde son yıllarda uygulama standartları ve mesleki yeterliliklerin belgelendirilmesi konusunda çok önemli adımlar atıldı, ancak bunların yaygınlaştırması için hem devletimizin hem de özel sektörün üzerine düşen görevler var. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun açıkladığı Yeni İş Güvenliği Paketi’nde Mesleki Yeterlilik Kurumu aracılığıyla yapılan mesleki belgelendirmeye verdiği destek son derece anlamlı. Mantolama uygulamalarının belgelendirilmiş uygulamacılar tarafından yapılması, hem uygulama kalitesini hem de uygulama esnasında iş güvenliği kurallarına uyulması yönünde kişisel bilinci artırıyor. Bu bağlamda, doğru malzemelerin belgelendirilmiş uygulamacılar tarafından uygulanması konusunda ısrarcı olmalıyız. Doğru uygulamalara olan güvenin de, doğru olmayan uygulamalar veya bilimsel dayanağı olmayan bilgiler dolayısı ile erozyona uğramasına izin vermemeliyiz.” dedi.

ÖRNEĞİ İNGİLTERE

Büyük çaplı “full scale” testlere duyulan ihtiyaç konusunda sorulan soruya Güneş İnan “Ülkemizde ve Avrupa’daki standartlar, mantolama sistemlerinin gerçek yangın dayanımını tespit etmek için yeteri değil. İngiltere, Almanya, Avusturya gibi birçok ülkede bu tür büyük ölçekli testler uzun yıllardan beri yapılıyor. Ülkemizdeki mantolama sistemlerinin de bu testlerden geçmesi ve Bakanlığın hazırladığı yönetmelikler vasıtasıyla, özellikle yangın riski yüksek olan binalarda bu testlerde başarılı olmuş sistemlerinin kullanımına izin verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. İngiltere’deki yönetmelikler 18 metreden yüksek binalarda sadece bu tür testlerden geçmiş cephe sistemlerinin kullanılmasına izin veriliyor. Bilimsel yöntemlere ve testlere dayalı benzer düzenlemeler ülkemizde de olmalı.” dedi.

ALANIMIZDA TAKİP EDİLEN OLMAK İSTİYORUZ

Türkiye mantolama pazarı son 10 yıl içerisinde hızlı bir büyüme sonucu Avrupa’nın en büyük mantolama pazarı haline gelmiş durumda. Avrupa Isı Yalıtım Sistemleri Derneği EAE’ye göre Türkiye’de 2013 yılında 63 milyon m2 mantolama uygulaması yapılmış olmasına karşın, en yakın takipçileri arasında yer alan Polonya’da 40 milyon m2, Almanya’da ise 36 milyon m2 mantolama uygulaması yapıldı. Konuya ilişkin açıklama yapan Güneş İnan, “Mantolama pazarının ulaştığı büyüklük, ülkemizde enerji verimliliğine verilen önemin göstergesi. Bu son derece memnuniyet verici. Ulaştığı pazar büyüklüğü dolayısı ile ülkemiz Avrupa ve Ortadoğu ülkeleri tarafından örnek gösterilir konuma geldi. Bu da son derece memnuniyet verici. Biz ancak bununla yetinmek istemiyoruz. Ülkemizin pazar büyüklüğü olarak elde ettiği liderliği, teknik alanlarda elde edeceğimiz liderlikler ile sürdürülebilir kılmak istiyoruz. Biz her alanda takip eden değil, takip edilen olmak istiyoruz. Kanun ve yönetmelikler de buna dahil.” dedi.

Ülkemizin 2023 yılı Enerji Verimliliği hedeflerine ulaşabilmek için önemli bir yere sahip olan dış cephe ısı yalıtım sistemleri son kullanıcılara ekonomik kazancın ötesinde birçok fayda sağlıyor.

Yangın testini başarıyla geçen dış cephe ısı yalıtım sistemleri ayrıca sağladığı fayda ve avantajlar konusunda da ön plana çıkıyor.

Dış cephe ısı yalıtım sistemlerinin fayda ve avantajları;

– Isı yalıtımı binadan dışarıya ısı kaybını azaltıyor, enerji tasarrufu sağlıyor.

– Ortalama % 50 yakıt tasarrufu sağlıyor ve kendini 2 ila 5 yılda amorti ediyor.

– Sadece kış aylarında yakıt giderlerini değil, yazın da soğutma giderlerini azaltıyor.

– Mekânlarda ısının dengeli dağılımını sağlıyor.

– Konut içindeki dengeli ısı dağılımı sayesinde, yaşanan mekânlarda rutubetsiz, sağlıklı ve konforlu yaşam ortamı oluşmasını sağlıyor.

– İç yüzeylerde terleme sonucu küflenme, siyah leke oluşması ile sıva ya da boyaların kabarmasını engelliyor.

– Yapının dayanıklılığını sağlayarak ömrünü uzatıyor.

– Binanın onarım masraflarını azaltıyor.

– Binanın dış cephesini güzelleştiriyor.

– Atmosfere giden karbondioksit miktarını azaltarak, hava kirliliğinin azalmasına ve çevrenin korunmasına katkıda bulunuyor.

kaynak : http://www.ajanshaber.com/mantolama-yangin-testini-gecti-haberi/141510

Mantolama devlet desteği

Sürekli artan enerji faturaları ısıtma ve soğutma için ayrılan bütçeleri de arttırmaktadır. lkemizde tüketilen toplam enerjinin 1/3 kadar oranının konutlar için sarf edildiği düşünüldüğünde ısı yalıtımı artık bir ihtiyaç durumuna gelmiş bulunmaktadır.

Çevre kirliliğini azaltma ve enerji verimliliğinin sağlanması amacıyla hazırlıkları tamamlanan plana göre 2015 yılında, başta bina ısı yalıtımı olmak üzere yalıtım malzemeleri için taksit kolaylığı sağlanacak. Mantolamaya devlet teşviği kapsamında mantolama uygulaması yapılmış binalara ise vergi ve harç alınmayacak. Yakın gelecekte Çevre ve Şehircilik Bakanlığının düşük faizli yalıtım kredilerinin Bakanlık katkısı ile teşvik edileceği de sıkça konuşulmaya başlanmıştır.

2017 yılında kadar binaların alınması zorunlu olan Enerji Kimlik Belgesi ile de binalar, yalıtım durumuna göre A,B,C,D,E,F,G şeklinde enerji sınıflarına ayrılacak ve A,B,C sınıfına giren devlete, doğaya ve çevreye katkı sağlayan binaların enerji birim fiyatları düşük tutulacak.

Konutların yalıtımının teşvike edilmesinin yanı sıra daha az enerji tüketen beyaz eşyaların ÖTV oranlarının düşürüleceği, çevrenin korunması amacıyla karbondioksit salınımı düşük olan araçlara da vergi kolaylıkları getirileceği bilinmektedir.

Türkiye’de 8.5 milyonun üzerinde ruhsatlı bina, 18 milyonun üzerinde ruhsatlı konut bulunmaktadır. Bu bina stoğunun % 5,6’sı, konut stoğunun ise sadece % 10’u standartlara uygun olarak yalıtılmış durumdadır. Yalıtımsız tüm binalara yalıtım yapılması durumunda ise ülkemizde yılda tahminen 10 milyar TL tasarruf sağlanabilecektir.

Bu durumda yalıtım, Türkiye ekonomisi ve konut sakinleri için büyük önem arz etmektedir.

kaynak : gnyapı

Yapı Kabuğunda Isı Denetimi Isısal Konfor İlişkisi

Bilindiği gibi, termodinamik yasasına göre ısının sıcaktan soğuğa akışı kaçınılmaz olup, yapı içi ve dışı arasında da bu akış geçerlidir. Yapı kabuğu çoğu kez ayrı sıcaklıklara sahip iç ve dış çevre arasında bu ısı geçişini belirli oranda engelleyen bir ayırıcı eleman niteliği taşımaktadır. Kuşkusuz, yapı kabuğunun ısısal direnci (ısı geçirgenlik direnci) ne kadar yüksek olursa bir yandan öte yana geçen ısı o oranda azalır. Isısal direnci yüksek olan kabuklar genellikle çift cidarlı ve / ya da yalıtımlı veya oldukça kalın kullanılmış gereçlerden oluşur.

Yapı kabuğunda değişik oranlarda cam kullanılması yine dış çevre koşullan yönünden değerlendirilmesi gereken önemli bir konudur. Cam yüzeyler ya da pencereler özellikle tek cam kullanıldığında, ısısal direnci çok düşük olan öğelerdir. Soğuk ve sıcak hava koşullannda yapı kabuğunun cam ve dolu alanlannın ayn ayrı değerlendirilmesi gerekir. Yapı kabuğunda kullanılan değişik gereçler ve kesitler kabuğun tümünde ısısal direnç yönünden ayrım gösterir.

Yapı içinde kullanıcıların etkinliklerine göre, bağıl nem, hava devinimleri, sıcaklık ve hacmi çevreleyen öğelerin iç yüzey sıcaklıkları kabul edilebilir sınırlar içinde olduğu zaman ısısal konfor sağlanır. Ancak, yapı kabuğunun ısısal direnci düşük olduğu zaman, soğuk hava koşullannda bu kabuğun iç yüzey sıcaklığı konfor sınırlanmn altında, sıcak hava koşullannda ise üzerinde olabilir. Hacmin iç hava sıcaklığına göre yaklaşık ± 3° C den fazla aynm gösteren yapı kabuğunun iç yüzey sıcaklığı ortalama ışınımsal sıcaklık yönünden konforsuzluk yaratan önemli bir etkendir. Çünkü, kişilerle yüzeyler arasında ışınım yolu ile ısı alışverişi doğar. Bu nedenle, ısısal direnci düşük olan kesitlerde, özelikle soğuk hava koşullannda, iç yüzey sıcaklığı düşeceğinden, bu yüzeylere yakın bulunan kişilerde ışınımla olan ısı kaybı ısısal konforu bozacaktır. Yapı kabuğunda değişik iç yüzey sıcaklığına sahip olan değişik öğeler kişilerde simetrik olmayan bölgelik konforsuzluklara da neden olur.

Yapı kabuğunun iç yüzey sıcaklığının düşük olması, kabuktan olan ısı kayıplarının da fazla olduğunu gösterir. Bu durum yapıda gerekli sıcaklığın korunması için daha fazla enerji kullanımını zorunlu kılar. Bu durum çevre kirliliği yönünden de olumsuz etkiler getirir. Ayrıca, yapı kabuğunun tamamen ya da büyük oranda cam olması durumunda, üzerinde durulması gereken bir konu da yoğuşma olayıdır. Nem geçişlerine olanak vermeyen bu gereçlerin iç yüzey sıcaklıklarının bu nedenle de belli koşullan sağlaması gerekir. Kuşkusuz, yapı kabuğunda kesit içinde olabilecek yoğuşma olasılıklarının denetimi de önem taşımaktadır.

Giydirme cephe kullanılan çok katlı yapılarda, sandviç sistemler dışında, ağırlıklı olarak cam kullanılması durumunda, ısı kayıpları önemli bir sorun yaratmaktadır. Dolayısıyla, iklim verilerine göre ve etkin enerji kullanımı yönünden ikili, üçlü ya da dörtlü cam sistemlerinin
kullanılması gerekebilir. Bu tür yapılarda ısısal konfor yönünden uygun fizik ortamın yaratılmasında yapma sistemler (iklimlendirme, ısıtma – soğutma, havalandırma) önem taşır. Bu yönden de kullanışı kolaylaştıran, değişen dış hava koşullarına otomatik uyarlanan bir sistemle uygun enerji kullanımını denetleyen, sıcaklık, nem, hava devinimlerinin ortamlara ve insan fizyolojisine uygun koşulları yaratan bir sistem olarak akıllı yapı tasarımı kaçınılmaz olmaktadır.

Vanalarda Kutuları veya Vana Ceketleri ile Yapılan Uygulamalar

Tesisatlarda yer alan vana, çek valf, pislik tutucu vb. armatürlerdeki ısı kaybı/kazancını en aza indirmek ve soğutma sistemlerindeki armatürlerde yoğuşmayı önlemek amacıyla, standart veya özel olarak imal edilmiş vana ceketleri veya vana kutuları kullanılabilir.

Vana ceketleri; ilgili armatürlerin ölçüsüne göre silikon kaplı cam elyafı kumaşların arasına sıcak hatlarda taşyünü veya iğnelenmiş bağlayıcısız camyününün, soğuk hatlarda ise elastomerik kauçuk köpüğünün dikilmesi ile üretilirler. Üretim aşamasında dikiş işlemleri kopma dayanımı yüksek yanmayan aramid elyafından iplikler kullanılır. Yan büzgü ipleri ise, ortam sıcaklığına göre cam elyafı ya da poliüretan olabilir. Ağız birleştirmelerinde, paslanmaz çelikten imal edilmiş kopçalar veya 50 mm genişliğinde yapışkan şeritler kullanılır.

Yalıtılacak vanaya uygun vana ceketi seçilir veya özel olarak hazırlanır. Uygulanmaya geçilmeden önce vanalarda herhangi bir kaçak olup olmadığı kontrol edilir. Kaçak tespit edilmesi durumunda vanadaki arızalar giderildikten sonra uygulamaya geçilir. Vana ceketi vananın etrafına vananın bağlı olduğu yalıtımlı boru üzerine flanşlardan itibaren en az 50mm bindirme yapacak ve vananın boğaz kısmında boşluk bırakılmayacak şekilde sarılır. Vana ceketinin alt ve üst ipleri sıkıca bağlanarak vana ceketinin ilgili ekipmanı tam olarak sarması sağlanır. Paslanmazçelik teller vasıtasıyla kopçaların birbirine sıkıca bağlanması veya yapışkan şeritler vasıtasıyla ağız kısımların sıkıca birleştirilmesi ile uygulama tamamlanır.

Hazır veya yerinde imal edilen vana kutuları ile vanalarda yalıtım uygulamaları yapılabilir. Sıcak hatlarda kullanılan tesisatlardaki vanaların boşluk kalmayacak şekilde rabitz telli taşyünü şilte ile sarılmasının veya levha formundaki diğer ısı yalıtım malzemeleri ile vanaların yalıtılmasının ardından vananın ölçülerine uygun olarak uygulama yerinde galvaniz sactan vana kutuları imal edilir. İmal edilen vana kutuları yalıtımın üzerine geçirilerek klips ve kelepçeler vasıtasıyla sabitlenerek uygulama tamamlanır.

Soğuk hatlarda kullanıma hazır olarak imal edilen vana kutuları; dış yüzeyi vana formunda üretilmiş PVC levhadan iç yüzeyinde elastomerik kauçuk köpüğünden oluşur. Yalıtılacak olan vananın ölçülerine uygun olarak seçilen vana kutularının üzerlerinde yer alan kelepçeler montaj için açılır. Vana üzerine boşluk kalmayacak şekilde yerleştirilen vana kutuları; küçük çaplarda teller ile büyük çaplarda ise iki adet metal kelepçe ile sabitlenerek uygulama tamamlanır.

Su buharı yayılması

Su buharı, suyun gaz halidir. Kaynatma (kaynama noktası) ve tabi buharlaşma (her sıcaklıkta) ile meydana gelir ; Gaz haline geçmek için gerekli ısı (600 kcal/kg) çevreden alınır. Havadaki su buharı gözle görülmez (“su buharı bulutları” hava dolaşan su buharı tanecikleridir).

Hava belirli bir miktar su buharı taşıyabilir: Hava ne kadar sıcaksa, içindeki su buharı miktarı da o kadar fazladır. Havada bulunan maksimum su buharı miktarının yüzdesini nisbi hava nemi verir. Hava Sıcaklığı düşerse havadaki buhar miktarı aynı kaldığında nisbi hava nemi artar.

Eğer hava sıcaklığı daha da düşerse su buharı yoğuşarak su olur. Gül yaprakları üzerinde oluşan “çiğ” böyle meydana gelir. Onun için nisbi hava neminin % 100 ulaştığı sıcaklık noktasına hava su buharı karışımının “yoğuşma noktası” denir.

Atmosferin hava basıncı 1 at veya 10.000 kg/m2 dir. Bu basıncın bir kısmı su buharı tarafından meydana getirilir, buna su buharı kısmi basıncı veya kısaca buhar kısmı basıncı denir.Su buharının yayılma kararlarının daha acık olması bakımından bu ölçü, havanın ihtiva ettiği su buharı miktarını belirtmek için kullanılır. Buhar kısmi basıncındaki farklar aynı toplam han basıncı içinde farklı su buharı molekülleri bulunmasından ileri gelir.

Farklı buhar kısmi basınçları, yapı elemanları içine yayılarak ve ya yapı elemanı tabakaları arasında dolaşarak kendilerini dengelemeye calışır. Yapı elemanı tabakaları da kendi yayılma dirençleri ile karşı koyarlar, bu ayni yayılma direncine sahip hava tabakası kalınlığını verir; burada tabaka kalınlığı d ile yayılma direnci faktörü M nin çarpımından yayılma direnci bulunur. Bu yayılmada yapı elamanı içinde buhar kismi basınç akışı meydana gelir. Sıcaklık akışına benzer şekilde, bu akış her tabakaya, tabakaların toplam yayılma direnci içindeki paylarına göre dağılır. Burada kalınlıkları az olduğundan hava sınırı tabakaları dikkate alınmayabilirler.

Yapıda hasarları önlemek için yapı elemanları içinde yoğuşmaya önlemek gerekir.  Gerçek su buharı miktarının sıcaklıktan doğan su buharı miktarından fazla olmaya başladığı zaman yoğuşma meydana gelir.Tek cidarlı yapı elemanlarında yoğuşma yoktur. Sınır tabakası büyük olan yapı elemanlarının iç yüzeyinde yoğuşma olur, çünkü hava sınır tabakası payı büyüktür. Hava sınır tabakası payı ısı geçirme direncinin üzerinde olmamalıdır.

Buhar yalıtan bir tabakanın dış yüzünde yer alırsa, toplam buhar basıncı akışı orada meydana gelir. Bunu önlemek için içten buhar kesici yapılmalıdır.

Yenilenebilir enerji kaynakları

Yenilenebilir enerji kaynakları, fosil yakıt olarak bilinen ve miktarı sınırlı enerji kaynaklarına göre önemli üstünlüklere sahiptir. Bu üstünlüğünün en önemli yanı yenilenebilir enerji kaynaklarının hiç bitmeyecek olmasıdır.

Yenilenebilir enerji kaynakları, diğer enerji kaynaklarına göre, enerji üretirken çevreye zararı çok az olan ve bu nedenle “çevreci” enerji olarak bilinen bir kaynak türüdür.

Günümüzde bilim ve teknolojinin sürekli gelişmesi ve sanayileşmenin artışına paralel olarak enerji ihtiyacı artmakta ve bunun sonucu olarak da enerji fiyatları yükselmektedir. Yeterli enerji kaynaklarına sahip olmayan ülkemizde, yalıtım bilinci de yeterince gelişmediğinden, ithal edilen enerjinin çok büyük bir kısmı ısıtma-soğutma ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanılmaktadır. Fosil yakıtların rezervlerinin sınırlı olduğu ve bunların çevreye olumsuz etkiler bıraktığı göz önüne alınarak yeni ve yenilenebilir enerji kaynakları arayışına gidilmektedir.

Türkiye deki enerji talebi göz önüne alındığında enerji talebinin ağırlıklı olarak fosil yakıtlardan sağlandığı ve elektrik üretiminin %75 inin fosil kaynaklardan kullanıldığı ve talebin yerli kaynaklardan karşılanma oranı %26.9 olmaktadır. Son zamanlarda kentleşmenin artması ile birlikte özellikle binalarda ısıtma ve soğutma talebi artmış ve %31 pay ile enerji tüketiminde ikinci büyük sektör olarak yer almıştır. Binalarda enerji tüketiminde iklimlendirme uygulamalarında harcanan enerji, genel tüketim içinde yaklaşık %80’lik oldukça büyük bir paya sahiptir.

Konu ile ilgili 05.12.2008 tarihli ve 27075 sayılı yasal düzenleme olan “Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği” nde 1000 m2’nin uzerinde kullanım alanına sahip binalarda; elektrik, ısı ve sıhhi sıcak su ihtiyacının kojenerasyon sistemi ve yenilenebilir enerji kaynaklarından uretim imkanlarının arastırılarak, ekonomik yapılabilirliği olan uygulamalara geçilmesi gerektiği belirtilmektedir. Yine söz konusu yönetmelikte “Yeni yapılacak binalarda hava, toprak ve su kaynaklı ısı pompası sistemleri icin birinci fıkrada belirtilen raporda tesbit edilen ilk yatırım maliyeti enerji ekonomisi gozonunde bulundurulmak suretiyle, inşaat alanı 20.000 m2 ve üstündeki binalarda 15 yılda geri kazanılması durumunda, bu sistemlerin yapılması zorunludur.” denilmektedir.

Ülkemizin deprem kuşağı içerisinde yer alması ve bu kapsamda “Kentsel Dönüşüm” sürecinde yeralması nedeniyle yeni yapılan binalarda üst yapı ve kentsel dönüşüme bağlı olarak yer kaynaklı ısı pompası, kojenerasyon vb. uygulamalar ile konut ısıtmasında yer almadığı görülmektedir.

Yeraltında Isıl Depolama Yöntemleri ve Yer kaynaklı Isı Pompası Sistemleri düşük sıcaklıklarda yeraltısuyunu kullanarak veya kullanmayarak binalarda hem ısıtma hem de soğutmada kullanılabilen sistemlerdir. Ancak şu ana kadar gerçekleştirilen çalışmalarda jeotermal araştırmalarda merkezi ısıtma sistem projeleri için yüksek sıcaklıklı sahalar araştırılmıştır. Üst yapı ve kentsel dönüşüm projelerinin tasarımı, ihale ve kontrol sürecinde yapılacak çalışmalar önem taşımaktadır.

Yenilenebilir enerji yatırımlarının kapsamı, tutarı, süresi ve bu yatırımın bazı karakteristik özellikleri nedeniyle; finansman sürecinin yasal mevzuatı da dikkate alarak etraflıca incelenmesi gerekir. Yenilenebilir enerji yatırımlarının artan önemi yanında, finansman sürecinde karşılaşılan sorunlar daha çok, devletin bu yatırımlara bakış açısına, ülkemiz açısından bu sektörünün yeni bir alan olmasına bağlıdır. Kuşkusuz çözüm yolu da devletin bu sektörü daha fazla teşvik etmesi, yatırımcılarında bu yatırımlara girmeden yatırımın tüm yönleriyle değerlendirmesine bağlıdır.

Buzhanelerde İç kaplamalar

Isıtılan binalarda, olduğu gibi buhar kesici tabakadan istenen difüzyon sızdırmazlığı, sızan buharın konstrüksiyonun soğuk tarafında hangi engellerle karşılaştığına bağlıdır. Bu engeli duvar konstrüksiyonunun iç kaplaması oluşturur. Bunun için işletme sıcaklığı düştükçe iç kaplamanın o oranda sızdırıcı olması şarttır.

Depolama ve iletim sırasında mekanik hasara uğrayabilecek soğutma odalarının iç
kaplamaları için şu olanaklar mevcuttur:

1. Sıva taşıyıcı üzerindeki çimento harç içine duvar fayansları,

2. İnce alt tabaka yöntemi uyarınca plastik sıvama malzemesiyle yapıştırılan duvar
fayansları. Yapıştırma tabakası 5 mm kalınlığında ve doğrudan çıplak sert köpük levhalar üzerine uygulanır (sıva taşıyıcı yok),

3. Plastik dispersiyon katkılı (1 : 3) çimento sıva. 20 mm kalınlığında çimento boyasıyla
boyanmış (bir astar, iki örtücü tabaka),

4. Cam elyafıyla takviyeli, polivinilpropionat esaslı sıva. Takviye cam yünü veya başka suni dokularla da yapılabilir. Bir veya iki kat uygulanır. Kalınlık 3-4 mm,

5. Oda yüksekliğinde açık derzli beton levhalar,

6. Oda yüksekliğinde metal veya plastik malzemeden profil levhalar. Hava sirkülasyonlu
veya delikli,

7. Oda yüksekliğinde delikli metal levhalar veya sadece tel kafes.

Bu maddeler kaplamanın difüzyon geçirgenliği ile ilgilidir. Sıva taşıyıcı üzerindeki çimento harç içindeki fayanslar, ince alt tabaka yöntemiyle yapıştırılan fayanslar veya plastik katkılı bir çimento harç sıva nisbeten sızdırmaz kaplamalardır ve işletme sıcaklığı düşük olan odalarda uygulanması sakıncalıdır. Buna karşı yüzey kütleleri düşük olmasına rağmen sert olan ve özellikle soğutma odası tavanları için elverişli olan takviyeli sıva tabakaları daha uygundurlar. Isı yalıtım tabakaları üzerine uygulanan boya tabakaları sızan su buharına hemen hemen hiçbir engelleyici etkide bulunmadıklarından işletme sıcaklığı düşük olan odalar için elverişlidirler. Aynı şey, geniş derzleri ve açık aralıkları ve delikli olmaları sayesinde tümüyle difüzyon geçirgen olan beton, metal veya plastik malzemeden levhalar için de söylenebilir.

Bilindiği kadarıyla higroskopik olan UF köpüklerinin, düşük sıcaklıkta soğutma odalarında içte sadece bitümlü bir kağıt tabakası bulunduğunda buzlandıkları görülmüştür. Eğer kağıt tabakası sökülürse levhalar nefes alma yoluyla çabucak kururlar (Bu olay değeri 1 veya 2 olduğunda mümkündür).

Mantar tabakaları için difüzyon direnci çok düşük olan sızdırıcı özel sıvalar geliştirilmiştir. Mantar levhalar su buharını kesinlikle frenlemeyen Latex ile de örtülebilirler(fırça ile).

Soğuk Yapılar

Kışın soğuk veya azami serin olan ısıtılmayan yapılara soğuk yapılar denir. Çatı tavanlarında ısı yalıtım tabakaları bulunabilir. Genellikle bu çatılar sadece saç, cam veya lifli çimentodan meydana gelirler.

Lifli çimentodan ondüle levhalar, metal, cam veya plastik folyolardan hafif çatıların ısı yalıtımı ve ısı depolama değeri çok düşüktür. Bu değerler ihmal edilebilir. Güneş altında çabucak ısınırlar ve çatısını oluşturdukları hacmi asırı derecede ısıtabilirler. Böyle bir bölme az havalandırılır, hatta hiç havalandırılmazsa dış havanınkini aşan iç sıcaklıklara ulaşılır. Bu durum özellikle güneş ışınlarının büyük pencereler veya çatı yüzeyindeki camlı bölmelerden hiç engellenmeden içeri girebildiklerinde görülür.

Güneş battığı zaman ince çatı çabucak soğur. Isı yansıtmaları o kadar fazladır ki sıcaklığı soğuyan dış hava sıcaklığının altına düşebilir. Kapalı hacim içinde hava henüz sıcaktır. Bu nedenle cam çatılı kapalı çarsılarda sık sık rastlanan su oluşumları görülür.

Bundan korunmanın iki yolu vardır. Basit yöntem, oluşan sıcak havayı doğal havalandırmayla dışarı vermek ve serin gece havasının engelle karşılaşmadan yapı içine girmesini sağlamaktır.

Diğer yöntem bir ısı yalıtım tabakası kullanmaktadır. Isı geçirim direnci R = 0,17 m2.K/W lik bir yalıtım tabakası yeterlidir.

Basit bir ahşap kabuklu çatı, bu yalıtım değerini sağlar. İçinde su ile çalışılan imalathaneler de soğuk yapı sayılırlar.

Buralarda içeride bulunan su hava sıcaklığını düşürür ve nem oranını arttırır. Bu gibi yapılarda kritik mevsim, normal nemli yapıların aksine yaz mevsimidir. Yazın böyle yapılara dış havanın girmesine izin verilirse soğuk duvarlarda su yoğuşur. Fiziksel şartların ters olması, belirli kuralların da ters çevrilerek kullanılmasını sağlar. Böylece pratikte bu gibi yapılar üzerinde soğuk çatıların elverişsiz olduğu görülmüştür.

Yazın dış sıcaklık 30 oC nin üzerindedir. Çatının altındaki sıcaklık ise daha yüksektir. İçeri yönelik olan ısı ve buhar akımı nedeniyle yalıtım malzemesinin alt bölgesinde su oluşur ve kendini “su lekeleri” olarak gösterir. Bu nedenle alışılmış uygulamaların tersine alt kabuğun buhar kesici üst tarafta yer almalıdır. Fakat başka bir sorun bu sefer baş gösterecektir. Bütün yıl boyunca 6o – 10oC lik iç sıcaklıkları olan odalarda kıs mevsiminde içten dışa yönelik bir ısı ve buhar akımı vardır. Bu durumda buhar kesicinin ısı yalıtım tabakasının üzerinde yer alması hatalıdır.

Böylece bir soğuk çatı uygulamasının doğru olarak yapılamayacağı görülmektedir. Tek kabuklu bir çatı bu durumda daha yerindedir.

Böyle odalar en iyi şekilde güneşli kış günlerinde doğal havalandırmayla kurutulurlar. Sıcak yaz günlerinde yapılacak havalandırmalar hemen gözle görülebilecek su oluşmalarına neden olabilir.

kaynak : gnyapı

Asfalt şaplar

İçlerinde su bulunmadığı ve kuruma sorunları olmadığı için asfaltlar özellikle tutulmaktadır. Sıcak olarak dökülürler ve soğuma esnasında önemli ölçüde büzülürler. Bunun dışında kendilerine has özellikleri de vardır. Asfalt saplar konut inşaatında ses yalıtıcı yani yüzen döşemeler olarak uygulandıklarından termoplastik karakterleri belirgindir. Asfalt, keçe veya diğer yalıtım levhaları üzerine değil her zaman sağlam beton zemin üzerine dökülmelidir.

Plastik elemanlarda basınca dayanıklılık değeri sert yapı elemanlarınınki ile aynı değildir. DIN 1996’ya göre 22o C lik bir sıcaklıkta asfaltın içeri göçme derinliği 0,5 mm’den fazla olamaz. Bu çok düşük bir değerdir. Öte yandan asfaltın basınca dayanıklılığı 100 kp/cm2 yi asmamalıdır, aksi halde çatlama eğilimi gösterir. Yüksek vakum bitümler, şişirme bitümlerden daha iyi sayılırlar.

Asfalt, linoleum ve diğer kaplamalar için iyi bir alt yüzey oluşturur. Bu durumlarda asfalt önceden pürüzsüz şekilde sıvama malzemesiyle örtülmeli veya gözenek örtücü bir ince tabakayla kaplanmalıdır. Buna rağmen inceltici yapıştırıcılar kullanılmamalıdır. Bunlar asfaltı çözebilirler. Bu nedenle asfalt üzerine kaplamalarda benzol incelticili yapıştırıcılar kullanışsızdır.

DIN 1996’da belirtilen azami göçme derinliğinin (22o C sıcaklıkta 1,5-3 mm) pratikte sağlanması olanaksızdır’ Sosyal tip ve ucuz konutta oturanlar taşınıp yerine yenileri gelince bu gelen kişiler mobilyalarını eski ev sahiplerinin mobilyalarını koyduğu aynı noktalara yerleştirmeyebilirler. Bu nedenle konut inşaatında asfalt sap yerine sentetik anhidrit döşemeler veya daha basiti yüzen beton saplar kullanılmalıdır.

Aşırı ısıtılan odalarda asfalt üzerine yapıştırılmış parkeler çok kirlenecektir, çünkü yumuşayan bitüm, derzlerden yukarı çıkacaktır.

Asfalt şapların çoğunlukla aynı zamanda sızdırmaz tabaka olarak da iş yapmaları beklenir. Fakat pratikte, termoplast bir malzeme olan asfaltın sürekli olarak sıkıştırılması gerekmektedir. Bu da ancak üzerinde çok fazla yürünmesi veya üzerinden tekerlekli araçların geçmesiyle sağlanabilir. Balkon ve çatılarda böyle bir sıkıştırma söz konusu olamadığından beton çatlar ve su sızdırmazlığını yitirir.

Asfaltın hem aşınmaz döşeme, hem de sızdırmaz tabaka olarak kullanılması saçmadır. Sert asfaltta bitüm oranı sadece % 8 – % 12’dir. Gerisi mineral yapı ve dolgu maddelerinden meydana gelir. Eğer asfaltın sızdırmaz tabaka olması isteniyorsa, asfalt mastik olarak gerçekleştirilmesi gerekir. Asfalt, ancak iki katlı asgari kalınlığı 15 mm ve bitüm oranı % 16 olduğu zaman su sızdırmaz bir tabaka yerine geçebilir. Fakat bu sayede döşemenin kullanım tabakası olarak kullanılamayacak kadar yumuşar.

Isıcam S

ISICAM S, ısı kontrol kaplamalı, renksiz cama yakın görünüşlü bir yalıtım ünitesidir.Özellikle konutlar ve kıs şartları için geliştirilmiş olan ISICAM S üniteleri, kışları çok soğuk geçen bölgelerde “pasif güneş kazançları”ndan maksimum yararlar sağlamak için 3. yüzeyde, ılıman iklim bölgelerinde kıs ve yaz şartlarını dengeleyerek optimum fayda sağlamak için ise 2. Yüzeyde kullanılmalıdır.